.
Değerli biraderler, sizleri bilmem ama ben havadisi duyunca hiç şaşırmadım.
Metin Peker biraderden ve onun dalkavuk müritlerinden bekliyordum çünkü.
Zaten, bikaç yıldır birşeyler sezinlemiştim.
Aptal değiliz birader.
Şimdi diyeceksiniz ki: "Hadise ne? Neyi sezinlemiştin?"
Anlatayım birader.
Huyum kurusun, Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması jürisine davet edilen ecnebi karikatürcüler İstanbul'a avdet ettikleri zaman, onlarla buluşup sohbet etmeyi çok seviyorum.
Bu nedenle, bi fırsatını bulup görüşüyom onlarla.
Dedim ya, birkaç yıldır sezinlemiştim birşeyler.
Sezinlediğim şuydu:
Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması jürisi için İstanbul'a davet edilen tanıdık ecnebi karikatürcüler, Metin Peker biradere muhalif olan ben ve benim gibi birçok muhalif Türk karikatürcüye karşı soğuk davranışlar sergiliyorlardı.
Bizlerden kaçıyorlardı adeta.
Buluştuğumuz zamanlarda, ürkek ve korkak bir şekilde sohbet ediyorlardı bizlerle.
Gerçek ismimle, benim kim olduğumu öğrenen tanımadığım ecnebi karikatürcüler de aynı davranışlarda bulunuyorlardı bana ve diğer muhalif Türk çizerlere.
Ecnebi karikatürcüler, İstanbul'dan ayrılıp ülkelerine döndükten sonra, selamı - sabahı da kesmişlerdi.
Kendi adıma bi hata mı yapmıştım, yanlış bişiy mi söylemiştim, anlayamamıştım.
Bu durumun nedenini, geçenlerde İstanbul'a gelen, ünlü bir ecnebi karikatürcü dostumdan öğrendim.
Söylediklerine inanamadım.
Hadise neydi, biliyor musunuz?
Metin Peker denen köfteci.
Pardon.
Köftehor diyecektim, dilim sürçtü.
Kaldığım yerden devam ediyom.
Metin Peker denen köftehor ve onun dalkavuk müritleri, Karikatürcüler Derneği yönetiminini eleştiren ben ve benim gibi muhalif Türk karikatürcüleri, ecnebi karikatürcülere kötülemişler.
Hakkımızda söylenmedik dedikodu, iftira ve yalan bırakmamışlar.
Tam da karakterlerine uygun hareket etmişler anlayacağınız.
İşin en acı tarafı, bizlerle her türlü ilişkiyi kesmelerini tavsiye etmişler. Bu tavsiyeye uymayan ecnebi karikatürcüleri uygun bir dille tehdit etmişler.
Nasıl mı tehdit etmişler?
Nasıl olacak, Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması jürisine tekrardan davet etmemekle.
Tavsiyelere uyanları tekrardan davet edeceklermiş, uymayanları kara listeye alıp, her türlü ilişkiyi keseceklermiş.
Nasıl ama?
Vay köfteci vay.
Pardon.
Vay köftehor vay.
Sen kendini ne sanıyorsun birader? Sultanahmet Köftecisi mi?
Tavsiyene uyana köfte var, tavsiyene uymayana köfte yok.
Binanenaleyh.
Çıkarcı ve menfaatçi bazı ecnebi karikatürcü biraderlerimiz uymuşlar bu tavsiyeye.
Tabi canım.
İstanbul güzel bi şehir.
Yedi tepeli.
Turistik.
Dedeman Otel.
Armada Otel.
Raki, cacık, beyaz peynir, kavun, şişh kebab and turp.
Ne turpu birader?
Turp nerden çıktı simdik?
Herhalde, mevzu Metin Peker oluncak, çağrışım yaptı.
Turp gibi maşşallah.
Tu tu tu tu. Tuuuuuu.
Allah, gözden - nazardan saklasın.
He neyse.
Hadise böyle.
Hey gidi günler hey.
Devrimci, değişimci, Dünya Karikatür Sanatı'nın hümanist ve sosyalist görüşlü bazı karikatür ustaları amma ayağa düştüler ha.
Bi bardak rakı için, bi tabak cacık, bi dilim beyaz peynir, iki dilim kavun, bi porsiyon şişh kebap and turp için.
Ayriyetten, bedavadan dağıtılan üç beş tane Nasreddin Hoca karikatür albümü için.
Bu kadar ayağa düşülür mü birader?
Böyle ufacık şeyler için insan dostlarına tavır alır mı?
Küser mi?
İlkelerini ve ideallerini satar mı?
Vay anasını sayın biraderler.
Rüşvet baldan tatlıymış.
Yemesini bilene!
Çok ucuza gitmiş Dünya Karikatür Sanatı'nın ustaları.
Ben onların yerinde olsaydım, EGO Genel Müdürülüğü - İmar İskan Bölümü'nden götürülen şeylerden yüzdelik isterdim.
Yamyam Operasyonu'ndaki "Bayrak İhalesi"nden pay talep ederdim.
Yazık oldu Abdurrahman efendiye.
.
Yeni Akrep Mizah Dergisi