.
SARI LEBLEBİ, BOZA VE PLAKET ALMAK İSTEYEN VAR MI?
Bu yıl ondördüncüsü düzenlenen Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması'na katılan ve dereceye giren sanatçılara ödül olarak verilecek başarı plaketleri töreni tam karikatürlük bir ortamda gerçekleşti. Çünkü ödülün ve plaketIerin dağıtılacağı gün salonda, ne ödülü alacak sanatçı, ne de plaketleri verecek kurumların temsilcileri vardı.
Dereceye giren sanatçılara verilecek plaket ödülleri töreninin 12 Ekim Çarşamba günü yapılacağını günler öncesinden basına ve kamuoyuna açıklayan Karikatürcüler Derneği, o gün büyük bir katılımın sağlanacağını düşünmüştü.
Çünkü sanatçılara plaket veren kurumların arasında başta TRT olmak üzere, Türkiye Gazetedler Cemiyeti, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyeleri, Yayıncılar Birliği, Mimarlar Odası gibi önemli kuruluşlar ve sendikalar bulunuyordu.
Böyle bir töreni Ekspress kaçırmamalıydı. O nedenle Ekspress de törenin düzenleneceği İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait Karikatürcüler Müzesi'ndeydi. Saat 17'de başlayacak tören için tüm hazırlıklaryapılmış, verilecek plaketler masa üstüne konularak sanatçılar beklenmeye başlanmıştı.
Ancak salonda Ekspress'in dışında hiç bir basın mensubu yok. Tabii ki ödül alacaksanatçılarve ödül verecek kurumların temsilcileri de.
Saat 17.10: Törenin yapıldığı salonda sadece DİSK, Lastik-İş ve Kristal-İş sendikalarının temsilcileri var. Salona ayrıca üç kurumun temsilcisi daha giriyor, toplam 6 kişi olduk. Ayrıca ödül alacak üç karikatür sanatçısı da var. Adam yokluğunda Karikatürcüler Derneği temsilcisi beni
farkedip sevinerek yanıma sokuluyor, "siz plaket verecek bir kurumdan geliyorsunuz galiba"diyor, verdiğim yanıt olumsuz olunca üzülerek yanımdan uzaklaşıyor.
Saat 17.20: Salona gelen giden yok. Masa üstünde bekleyen plaket sayısına göre herkese adam başı dört plaket düşüyor. Karikatürcüler Derneği temsilcisi bu ara salona gelerek şöyle sesleniyor: "Arkadaşlar hava yağışlı olduğu için plaket alacak ve verecekler gecikebilir. O nedenle sizlere boza ve sarı leblebi ikram edeceğiz. Böylelikle biraz daha bekliyebiliriz."
Saat 17.35: Karikatürcüler Derneği temsilcisi oldukça düşünceli olarak törene gelen beş altı kişiye seslenmek üzere plaketlerin olduğu masaya geliyor ve konuşmaya başlıyor: "Sayın konuklar, sanatçıların ve ödül verecek konukların birçoğunun gelmemesi nedeniyle töreni önümüzdeki hafta 19 Ekim Salı günü yine aynı saate erteledik. Haftaya sanırım bir aksilik olmaz, daha coşkulu bir tören düzenleriz."
Konuklar salonu terkederken Karikatürcüler Derneği temsilcisine sanatçıların ya da sanatçılar adına plaket alacakların, plaket vereceklerin neden gelemediğini sordum. Aldığım yanıt ise oldukça düşündürücüydü. "Bizler ödül törenini günler öncesinden duyurduk. Bazı Sanatçıların gelemeyeceğini öğrenmemiz üzerine o ülkenin Büyükelçisine haber verdik. Konsolosluğa havale ettiler. Ama konsoloslukta çalışan odacı bile ödül alan sanatçının ülkesi adına törene gelmedi."
19 Ekim günü yine törenin yapıldığı salona saat 16.50'de gittiğilnde benden başka sadece orada olan görevlilerle karşılaştım. Gelen konukların nerede toplandığını sorduğumda ise "Daha hiç
19 Ekim günü yine törenin yapıldığı salona saat 16.50'de gittiğilnde benden başka sadece orada olan görevlilerle karşılaştım. Gelen konukların nerede toplandığını sorduğumda ise "Daha hiç
kimse gelmedi" yanıtını aldım. Yine bir aksilik çıkacağını düşündüğüm sırada salona 3-5 kişinin girdiğini görerek biraz umutlandım. Gelenler sadece DİSK ve Lastik-İş sendikası temsilcileri idi. Karikatürcüler Derneği yöneticileri, yine zaman kazanmak için gelen konuklara boza ve sarı leblebi ikram etmeye başlamıştı. Bu sefer dayanamadım ve Karikatürcüler Derneği yöneticilerine neden boza dağıtıldığını sordum, ve şu yanıtı aldım:
"Burası Vefa, buranın bozas ünlüdür o nedenle boza ikram ediyoruz" "Peki başkan, ödül töreni Afyon'da yapılsaydı, o zaman kaymak mı ikram edecektiniz?" şeklindeki soruma ise yanıt verilmedi boza ikram ediyoruz." "Peki başkan, ödül töreni Afyon'da yapılsaydı, o zaman kaymak mı ikram edecektiniz" şeklindeki soruma ise yan it verilmedi.
Ödül töreninin ne olursa olsun gerçekleşeceğini söyleyen
yöneticilere, neden ödül alan ve veren kişilerin gelmediğini sorunca, bir yönetici, bir Nasreddin Hoca fikrasıyla cevap vermeye başladı: "Efendim, hocamız bir gün köyden yürüyerek uzaklaşmış, yorulunca bir ağacın altında uyumuş. Uykusunda öldüğünü görmüş, hemen o s ra uyanmış ve ben burada öIürsem benim öldüğümü kimse öğrenemez diyerek doğruca köyüne gitmiş ve karısına seslenmiş. Hanım ben falanca yerde ağacın altında öldüm, koş komşulara haber ver de benim öldüğümü öğrensinler, demiş."
Bu fıkrayla sorunu kısaca anlatan Karikatürcüler Derneği yöneticisi, törenin başlayacağını duyurdu ve bu yıl büyük ödülü kazanan Sibiryalı karikatürist Vladimir Stepanov'un geçen ay Türkiye'ye gelerek ödül olarak ortaya konulan 2000 doları aldığını, plaketi almak için beklemediğini, plaketi kendisine göndereceklerini söyledi.
Diğer 18 ödülün de para ödülü olmadığını, sadece plaket olduğunu vurgulayan yönetici, salonda bulunan bazı kurumların temsilciIerini çağırarak, plaketIeri vermek üzere davet etti. Ancak tören çok kısa bir süre sonra sona erdi. Çünkü salondaki plaketlerin büyük bir bölümü masa üstünde kaldı. Bunun üzerine salondaki ciddi hava bozuldu ve bir aykırı ses duyulmaya başlandı: "İçinizde plaket almak isteyen var mı?"
(Faruk Kırtay, 29 Ekim 1994, Express Dergisi)
.
