29 Ağustos 2009 Cumartesi
YAZ KAMPINDA KARİKATÜR ATÖLYESİ
.SGDF (Sosyalist Gençler Derneği Federasyonu) 5. Uluslararası Yaz Kampı 21–28 Ağustos'da İzmir Dikili İlçesinde gerçekleşti. Adeta şenlik havasında geçen kampta,1 hafta boyunca çeşitli etkinlikler yapıldı. Sinema, tiyatro gösterilerinin yanı sıra söyleşiler, müzik ve şiir dinletileri yapıldı. Futbol, voleybol, satranç ve tavla turnuvaları düzenlendi. Birçok atölye çalışması da yapılan kampta, karikatür atölyesini Mustafa Yıldız yönetti. Karikatür atölyesi ayni zamanda deniz ve doğanın iç içe geçtiği koyda gerçekleşti.
SADIK PALA'DAN "PALAS PANDIRAS" KARİKATÜRLER!
Net izlemek için RESMİN üzerini tıklayınız.Saat Kulesi çizeri Sadık Pala Haber Türk gazetesi Egeli Ekinde karikatür çizmeye başladı. "Pala's Pandıras" adını verdiği köşede günlük karikatürler çizen sadık Pala, İzmir'in sarı basın kart sahibi çizerlerinden. Öte yandan Saat Kulesi çizerleri İzmir'deki yerel basında çalışmalarını sürdürüyor. Yeni çıkacak bir gazetede mizah sayfası hazırlıkları da yapılmakta.
24 Ağustos 2009 Pazartesi
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Kara katma, kel Fatma
.Yazıhanenin sahibi, dile getirdiği konuyu açıklığa kavuşturmak için “kara katma, kel Fatma” deyimini kullandı.
Daha önce hiç duymadığım ve o an üzerinde durmadığım bu deyimin açılımını, günün modasına uyarak yapalım:
Kel Fatma; kel olması nedeniyle kendisini kimseye göstermeyen, içine kapanık, evde kalmış genç bir kızdır.
Dedesinden başka kimsesi olmayan ve fakirhanelerinde yaşantısını sürdüren kel Fatma’ya bir akşam talipliler gelir.
Dedesinin ricasıyla kendisini gösteren kel Fatma’yı görenler, gördükleri karşısında küçük dillerini yutarlar.
Beyaz tenli, düzgün yüz yapısı, uzun boyu ve masmavi gözleriyle gelenleri adeta büyülemiştir, kel Fatma.
“Allahın emri, Peygamberin kavli” ile istenen kel Fatma’nın da rızası alınarak, sözü verilir dedesi tarafından.
Fakirliğin kol gezdiği o günkü şartlarda düğün için kel Fatma’ya bir gelinlik dikilir.
Dikilen beyaz gelinliğin her tarafından “kara katma” dikişleri gözükür.
İşte o günden sonra o bölgede, şartlar gereği veya şartların müsait olduğu durumlarda, yarım yamalak yapılan işlerde kullanılan deyim “kara katma, kel Fatma” olur.
Günümüzdeki bazı siyası açılımları bu deyime göre mukayese edersek, “kara katma, kel Fatma” bile olamadılar.
İnşallah “Kürt açılımı” da “kara katma, kel Fatma” olmaz.
.
SOSYAL DEMOKRAT MISINIZ, SOSYAL FAŞİST Mİ?
Ulaş ÖZDEMİR‘İrtica geliyor’ diyerek darbeyi ben mi yaptım? ABD destekli ‘sağ-sol’ çatışmasını çıkartarak, darbeyi ben mi gerçekleştirdim? 28 Şubat’ta ‘millet iradesini tank paletlerin altında’ ben mi ezdim, İmam Hatipler’in orta kısımlarını ben mi kapattım, dağlarda terör örgütüne karşı mücadele veren Özel Harekât’ın elinden silahları alıp, ben mi silahsızlaştırdım? ’28 Şubat bin yıl sürecek’ sözünü ben mi söyledim? 28 Şubat’la doğurtulan hükümet döneminde 18 bankayı ben mi batırdım, milletin 40 milyar dolarına ben mi iç ettim?
Abdi İpekçi’yi, Uğur Mumcu’yu, Bahriye Üçok’u, Necip Hablemitoğlu’nu ben mi katlettim? Sivas’taki 37 canı ben mi yaktım? Trabzon’da Rahip Santaro’yu, Hrant Dink’i ben mi öldürttüm, Malatya’da 3 gencin boğazını ben mi kestirttim? 15 bin 500 faili meçhul suikastin altına ben mi imza attım? Ülkenin 25 yılda 350 milyar dolarını, PKK terör örgütünü yok etmek için ben mi harcadım? “Terör neden 25 yıldır bitirilemiyor?” sorusunu yöneltenleri, “vatan haini” ben mi ilan ettim?
Denizli’de Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinde küçük yaştaki türbanlı kızların ilahi okumasına dahi tahammül gösteremeyerek, 27 Nisan muhtırasını ben mi verdim? 4 kuvvet komutanının asli görevlerini tamamen unutup darbe planlarını ben mi hazırladım? ‘Sarıkız’ı, Ayışığı’nı, Eldiven’i, Lahika’yı’ ben mi yazdım? Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Laik-Antilaik çatışmalarını ben mi çıkarttım?
Menderes’i ben mi astım, Özal’ı ben mi zehirledim, Ecevit’in canına hastanede ben mi kastettim? “Başbakanım ancak devlette bir yere kadar gidebiliyorum, ötesine geçemiyorum” diyen ben miyim? Ötesinin ne olduğunu sorgulayanları, hapse atan ben miyim? Nazım Hikmet’i vatan haini ben mi ilan ettim, onu sürgüne ben mi gönderdim? Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Hüseyin İnan’ı ben mi astım?
Sadece Kürtçe konuştuğu için 84 yaşındaki Beyza Nine’yi ben mi tutukladım? “Kürtçe şarkı söyleyeceğim” diyen Ahmet Kaya’yı linç etmeye ben mi kalktım, başka bir ülkede ölmesini ben mi seyrettim? Sırf eşi başörtülü olduğu için, Çankaya Köşkü’ne milletvekillerini eşsiz ben mi davet ettim? Üniversite kapılarından türbanlı kızların başlarını açtırtarak içeri ben mi aldım, başını açması için ‘ikna odalarını’ ben mi kurdum? Demokrasiden ben mi nefret ettim? Özgürlükleri ben mi yok ettim? O saçma sapan paranoyalarınızı bu milletin beynine ben mi aşıladım? “Memleketi ele geçirecekler” diyerek, sokaklara insanları ben mi döktüm?
İster bugün, isterse geçmişteki hükümetler dönemi hiç fark etmez, demokrasiyi işlerine geldiği gibi kullanmalarını ben mi söyledim? Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklarla mücadeleyi özde değil, sözde ben mi yaptım? Aile şirketlerini ben mi açtım, adam kayırmacılığı ben mi yaptım, hakkı olmadığı halde torpille işe adam ben mi aldım?
Bu ülkenin yönetim biçimi Cumhuriyet’ten yana kimin ne sıkıntısı olabilir! Sorun; sistemdir. İtirazım, çürümüş, kokuşmuş, sistemedir. İnsanı değil sadece devleti korumak adına yasalar çıkartan ve onları birer baskı unsuru olarak yıllardır bu topluma dayatan anlayışadır. İnsanından korkan devlet yapısınadır. Kendini devletin sahibi olarak görenleredir. Din ve vicdan özgürlüğünden nefret eden, düşünceden korkanlaradır.
Laikliği sadece kendi yaşam biçimleri olarak algılayanlaradır. Laiklik, devletin hiçbir inanca sahip olmaması, yaşam biçimine müdahale etmemesi, her inancı ve yaşama biçimini güvence altına almasına yönelik bir sistem olmasına rağmen, tam tersini yapanlara ve sıra demokrasiye gelince yan çizenleredir. Eşitlikten yana durmayanlaradır.
Cumhuriyet’i tek bir anlayışın varlığı olarak bu millete dayatanlaradır. Toplumun bir kesimini kabul edip, diğerlerini ötekileştirenleredir. Türkiye Cumhuriyeti’ni bir Korku İmparatorluğu’na dönüştürenleredir. Bu topraklarda yaşayan Aleviler’den, Sünniler’den, Kürtler’den, farklı dil, din ve ırka sahip insanları yok sayanlaradır. Ülkenin sorunlarının çözümü için geçmişte daha radikal tedbirler alınması isteyip, bugün döneklik yapanlaradır. Sosyal demokrat geçinip, ‘askeri darbelere göz kırpan, askeri vesayeti’ kabul edenleredir! Sözün ona eskinin sosyal demokratlarına, bugünün ‘sosyal faşistlerinedir.’
Bilmem anlatabildin mi?
20 Ağustos 2009 Perşembe
"SESLİ" KARİKATÜR SERGİSİ
.
Belki bu şekilde karikatüre ilgiyi artırır, sağır sultanları uyadırırız" dediler. Sergi ay sonuna kadar açık kalacak.
Mustafa Yıldız
19 Ağustos 2009 Çarşamba
Depremi sallıyoruz/Depremi solluyoruz...
.TMMO İstanbul ve Koceli şubeleriyle birlikte Homur oradaydı.
DEPREMİ SALLIYORUZ/DEPREMİ SOLLUYORUZ ana başlığı altında üç etkinlik gerçekleşti.
1-DEPREMDE ÇARŞAFLAYANLAR
Karikatür Sergisi
Deprem temalı karikatürler büyük boy çarşaflarda sergilendi
SERGİDE YERALAN ÇİZERLER
Altan Özeskici
Asuman Küçükkantarcılar
Atay Sözer
Bas Mitropulos
Canol Kocagöz
Cemal Arığ
Cem Kenan Öngü
Cezmi Ermiş
Devrim Demiral
Dinçer Pilgir
Ergun Akleman
Halis Dokgöz
Mustafa Yıldız
Necati Abacı
Tayfun Akgül
Vahit Akça
Yaşar Babalık
2-DEPREME BİR ÇİZGİ
Deprem temalı karikatür atölyesi düzenlendi.
3-DEPREME BASKI
Katılımcıların oluşturacakları deprem konulu çizimler, linol baskı tekniğiyle çoğaltılıp dağıtıldı.
Homur ekibinden, Atay Sözer, Devrim Demiral, Vahit Akça, Cemal Arığ, Asuman Küçükkantarcılar, Kadir Yasa; İstanbul Mimarlar Odası’ndan Kubilay Önel, Koceli şubesi temsilcisi Nilgün Akçan, belgesel sinemacı Hilmi Etikan katılımcılar arasındaydı. Fotoğraf sergileri, açıkoturumlar dışında çeşitli sanatsal etkinlikler de yapıldı.
Daha fazla bilgi için TIKLAYINIZ.
18 Ağustos 2009 Salı
Karikatürcüler Cumhurbaşkanı Talat'ı Ziyaret Etti
. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Yeniboğaziçi Pulya Festivali çerçevesinde düzenlenen 2. Uluslararası Aysergi-Pulya Karikatürcüler Buluşması’na katılan karikatüristleri kabul etti.
Cumhurbaşkanı Talat kabulde, bu yıl ikincisi düzenlenen Aysergi-Pulya Karikatürcüler Buluşması’nın her geçen yıl gelişerek büyüyeceğini söyledi. Karikatür yarışmasının festivalin kültürel boyutuna ayrı bir anlam kattığını kaydeden Talat, yarışmanın koruma altına alınan pulya kuşuyla ilgili duyarlılığı da artırdığını belirtti. Talat, pulya’nın adını bilinir ve görünür kılan yarışmanın çevreci bir boyutu da bulunduğunu kaydetti.
Dünya Karikatürcüler Federasyonu (FECO) Genel Sekreteri Peter Nieuwendük de konuşmasında, adada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Nieuwendük, iki yıl önce ziyaret ettiği Kuzey Kıbrıs’ta sanata verilen desteğin bilincinde olduğunu kaydetti.
Kıbrıs’ın 16 yıldan uzun süredir FECO üyesi olduğunu kaydeden Nieuwendük, ikincisi düzenlenen karikatürcüler buluşmasının her geçen gün geliştiğini belirtti. Nieuwendük, küçük bir ülke olarak karikatür konusunda yürütülen faaliyetlerin oldukça başarılı olduğunu söyledi ve devamını diledi.
2. Uluslararası Aysergi-Pulya Karikatürcüler Buluşması Komite Başkanı, CTP Gazimağusa Milletvekili Arif Albayrak da, karikatürcüler buluşması hakkında bilgi verdi ve 6 ülkeden 16 katılımcının yer aldığı etkinliğin adada bir ilk olduğunu söyledi.
Türkiye’den ve dünyadan çok ünlü karikatürcülerin KKTC’de buluştuğuna işaret eden Albayrak, serginin ödül töreninin yarın yapılacağını belirtti. Albayrak, “Ödüller, dünyanın pek çok yerinde konuşulacak” dedi.
Albayrak, daha fazla destek verilmesi halinde festivale 16 değil, 106 karikatürcü getirebileceklerini de söyledi.
Konuk karikatüristler, Cumhurbaşkanı Talat’a, aralarında kendi karikatürünün de bulunduğu çeşitli hediyeler takdim etti.

TİYATRO EVİNDE "BULUŞMA SERGİSİ"
.İzmirli çizerlerin buluşup, toplantı yapabileceği, sergi açabileceği yeni bir mekan açılıyor! Tiyatro evinde Çarşamba günü açılacak sergiye tüm dostları bekliyoruz.
Adres: Kıbrıs Şehitleri caddesi, 1453 sk.no.26 kat.3 Alsancak
Gazi kadınlar sokağı olup, AsmaAltı'nın üst katı (Teras kat)
.
KARABURUN ŞENLİKLERİNDE KARİKATÜR SERGİSİNE BÜYÜK İLGİ...
Geçen yıl yitirdiğimiz karikatür ustası Eflatun Nuri'yi yaşatmak ve saygıyla anmak için oluşturulan sergi Karaburun şenlik açılışında ilgiyle izlendi. İzmir Vali Yardımcısı Nevzat Ergun, Karaburun Kaymakamı İlker Özerk Özcan, Belediye Başkanı Serdar Yasa ve birçok gazeteci, aydın, sanatsever açılışta hazır bulundu.
Açılış konuşmasını yapan Mustafa Yıldız; "Hocamız Eflatun Nuri'den çok şey öğrendik. Onu her alanda, her zaman yaşatmak için elimizden geleni yapıyoruz. Yıllarca bir çok genç çizerin yetişmesi için çabaladı. Bizlerde bıraktığı yerden devam ediyoruz.
Onun için Karaburun'dayım. Buradaki çocuklarla karikatür ve mizah adına birşeyler yaptıysam ne mutlu bana" dedi. Karikatürlü Ev'deki sergi 30 Ağustosa kadar açık kalacak.
Mustafa Yıldız
saat.kulesi35@hotmail.com
15 Ağustos 2009 Cumartesi
MORDOĞAN BELEDİYESİ 2. ULUSAL KARİKATÜR YARIŞMASINDA SONUÇLAR BELLİ OLDU!
Bu yıl 2.’si yapılan Mordoğan Belediyesi “Su altı yaşamı, Balıkadam, Batıklar” konulu ulusal karikatür yarışmasında kesin sonuçlar belli oldu. Toplanan jüri üyeleri; Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Kültür ve sanat Müdürü Cem Liman, Yazar- Etnolog Sabiha Tansuğ, Gazeteci- Yazar A. Nedim Atilla, Karikatürcüler Mustafa Yıldız, Ömer Çam, Sadık Pala ve Zafer Güven, 154 çizerin 270 karikatürünü değerlendirdiler. Yetişkinler dalında 5 karikatür ödüllendirilirken, 3 karikatürü de 18 yaş altı kategorisinde ödüllendirdi. Ödül töreni Mordoğan’ın kurtuluş günü olan 16 Eylülde sergi ile birlikte yapılacak.
Ödül Listesi:
1. Ahmet Aykanat
2. İsmail Kar
3. Mehmet Kahraman
Özel Ödül: (plaket, sertifika)
Akşam Gazetesi Ege Ödülü- Burak Ergin
Saat Kulesi Özel Ödülü- Kenan Böğürcü
18 yaş altı ödül alanlar:
Özgün Abay
Hilal yıldız
Güneş HacıHalil
Birincilik ödülü:Ahmet Aykanat

İkincilik Ödülü:İsmail Kar

Üçüncülük Ödülü:Mehmet Kahraman

Akşam Gazetesi Eğe Ödülü:Burak Ergin

Saat Kulesi Özel Ödülü:Kenan Böğürcü

18 Yaş Altı Ödülü:Özgün Albay

18 Yaş Altı Ödülü:Hilal Yıldız

18 Yaş Altı Ödülü:Güneş Hacıhalil
Mustafa Yıldız
saat.kulesi35@hotmail.com
14 Ağustos 2009 Cuma
KARABURUN ŞENLİKLERİNDE KARİKATÜR SERGİSİ
.
Sergide Türk karikatür sanatının duayenlerinden Eflatun Nuri ve İzmirli öğrencileri; Mustafa Yıldız, Cemal İlkbahar, Zafer Güven, Mete Erden, Sadık Pala, Tufan Selçuk, Ömer Çam, Sezer Dönmez, Yusuf Akıncı, Lütfü Çakın, Mustafa Bora, H.İbrahim Yıldırım ve Turan İyigün'ün 30 karikatürü bulunuyor. 
Mustafa Yıldız
saat.kulesi35@hotmail.com
SAAT KULESİ ÇİZERLERİ SABİHA TANSUĞ’A KONUK OLDU
.Mordoğan Belediyesinin düzenlediği karikatür yarışmasının ilkinde tanışmıştık Sabiha Tansuğ hanımla. Yaz aylarında Mordoğan yakınlarında yazlık evinde kaldığını biliyorduk. Bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmada yine davet ettik kendisini. Kırmayacağını biliyorduk. Gerçekten öyle oldu. O kibar İstanbul hanımefendisi ile tekrar birlikte olmanın keyfini yaşadık. Bu kez bir davet de biz ondan aldık. Yazlık evine çay içmeye çağırıyordu.
.Jüri çalışmamızı tamamladıktan sonra Ömer Çam, Sadık Pala, Mustafa Yıldız, Zafer Güven ve Cem Liman, hep beraber Sabiha hanımın evinin yolunu tuttuk. Manal mevkiinde olan yazlık evi, ayni zamanda Sezen Aksu’ya komşuydu. Tabii Sezen hanımı o saat de görmemiz mümkün olmadı. Fakat gelecek yıl yapılacak yarışmanın jürisine onu da dahil etmek için sözleştik.
Evin bahçe kapısından girdiğimizde birbirinden güzel çiçekler ve mini üzüm bağıyla karşılaştık. Kimimiz limon ağacının meyvelerini, kimimiz dev kaktüsün yemişlerini toplamaya başladık. Adeta cennetten bir köşeye gelmenin şaşkınlığını yaşıyorduk.
.Bu yıl kutladığı 75 yaşına çok şey sığdırmıştı Sabiha Tansuğ. Genç ve dinamik kalmasını da buna bağlıyordu. Daha yapacak çok işi olduğunu söylüyordu. Anadolu insanıyla hep birlikte olmuş, onların geleneksel kıyafetlerini toplamış, Türkiye’nin bu konuda tek koleksiyoncusu olmuş. 200’den fazla makaleye imza atıp, “Sümbül name” ve “Türkmen Giyimi” kitaplarını yazmış. İlk turistik kahvehane Piyer Loti’yi açmış, yıllarca saygın, uğrak bir yer olmuş. Günler öncesinden randevu alınıp gidilen bir mekana dönüşmüş.
.Anadolu’nun çeşitli yörelerinden topladığı 40 adet kadın başlıklarını 1968 yılında İstanbul’da sergilemiş.“Anadolu’da Kadın Başlıkları” adlı sergi olay olmuş, müthiş ilgi görmüş. Daha sonra Japonya ve Fransa’da sergilenmiş. Bu başlıklardan Ankara yöresine ait olanı para olarak basılmış. Türk parasına basılan ilk kadın olmuş. Dönemin darphane müdürü Sait Tanaçan sergiyi dolaştığında çok etkilenmiş, para olarak basalım teklifinin de bulununca, Sabiha hanım hiçbir beklentisi olmadan sözleşmeyi imzalamış! 1971- 1979 yılları arası basılan, madeni para 50 kuruşların üzerinde Sabiha Tansuğ’un resmi yer almış.
Yukarıda anlatılanların dışında, ev içinde birçok sanat eseri ve belgeleri keyifle inceledik. Saatlerce süren sohbetin sonunda, tekrar buluşmak için sözleştik. Çünkü Sabiha hanımın bize daha çok şey anlatacak!

















